Kitap Cevapları TIKLA
Test Çöz TIKLA

8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Sayfa 201 Cevapları Biryay Yayınları

8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Bir-Yay Yayınları Sayfa 201 ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Sayfa 201 Cevapları Biryay Yayınları

Bir milyona yakın erkek, savaşa girme olasılığı nedeniyle askere alındı. Nüfusun dinamik ve üretici kısmını oluşturan bu nüfus, tarım ve sanayide iş gücü kaybı anlamına geliyordu. Bu durum, tarım ve sanayi üretimini olumsuz etkiledi. Ayrıca, erkek nüfusun büyük oranda silah altında olması, evlilik ve doğum oranlarını azalttı; nüfus artış hızı düştü. Devletin temel görevlerinden biri temel insan haklarını ve özgürlükleri güvence altına almaktır. Ancak savaş, sıkıyönetim, seferberlik ve olağanüstü hâl gibi sıra dışı durumlarda, kamu güvenliği ve kamu sağlığı söz konusu olduğundan kanunlar çerçevesinde özgürlüklerin bir kısmının kullanımı durdurulabilir. Buna bağlı olarak İkinci Dünya Savaşı yıllarında bazı hak ve özgürlükler sınırlandırılmıştı. II. Dünya Savaşı sonunda arazisi olmayan veya yetmeyen çiftçileri arazi sahibi yapmak amacıyla 1945 yılında “Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu” çıkarıldı. Ancak büyük arazi sahiplerinin karşı çıkmasıyla kanunda değişiklikler yapıldı ve işlevsiz hale getirildi.

Türkiye’nin savaş sonrası yakınlaştığı Batı ülkelerindeki demokratik ortamın ve ülke içinde artan demokrasi taleplerinin etkisiyle çok partili hayata geçildi. İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşan demokratik ortam ekonomik, sosyal ve kültürel pek çok alanda yaşanan değişimin de öncüsü oldu. İkinci Dünya Savaşı yıllarında Türkiye Cumhuriyeti’nin önemle üzerinde durduğu bir konu da eğitimdir. Amaç nüfusunun yaklaşık yüzde sekseni köylerde yaşayan ve büyük kısmı okuma yazma bilmeyen kırsal nüfusu okur yazar yapmak, kırsal alanı canlandırıp, köylülerin yaşam koşullarını değiştirmekti. Köy Enstitüleri bu amaçlarla köy öğretmeni ve köye yarayan diğer meslek erbabını yetiştirmek üzere açılan okulların adıdır. 1940 yılında kurulan Köy Enstitüleri tarıma elverişli arazilerin bulunduğu yerlerde Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı olarak açılmışlardır. Kanuna göre, enstitülere öğrenci olarak köy ilkokullarını bitirmiş sağlıklı ve yetenekli köylü çocukları seçilerek alınırdı. Öğretim süresi en az beş yıl olarak belirlenmişti. Köy Enstitülerinden mezun olan öğretmenler, atandıkları köylerin her türlü eğitim öğretim işlerini görürlerdi. Ziraat işlerinin bilimsel yöntemlerle yapılması için örnek tarla, bağ bahçe, atölye gibi tesislerle köylülere rehberlik eder köylülerin bunlardan yararlanmalarını sağlarlardı.

Köy Enstitüleri, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki süreçte yapılan birtakım değişikliklerle beraber 1954 yılına kadar varlığını devam ettirmiştir. Aynı dönemde ilkokullara öğretmen yetiştiren bir başka kurum da İlk Öğretmen Okullarıydı. Birbirinden farklı görüş ve anlayışla kurulmuş bu iki kurum, programlan ve yönetmelikleriyle birbirinden ayrılıyordu. 1954 yılında çıkarılan kanunla Köy Enstitüleri ve İlk Öğretmen okulları, İlk Öğretmen Okulları adı altında birleştirildi. Bu kanunla, iki kurumdan yetişen öğretmenlerin hakları ve görevleri bakımından ortak bir hizmete ve amaca yönelmeleri sağlanmaya çalışıldı.

4. Kaynak: Eğer Bir de Savaşa Girersek?..

(…) Ama şartlar da gerçekten kötüydü. Ve sabah güneş doğarken gözünü yeni güne açan her vatandaş, o gün sofrasına bir dilim ekmek koyup koyamayacağını ve ordunun yönetim mevkilerinde görevli her komutan, o gün askerine ne yedireceğini, yemsizlikten kırılan hayvanlarına bir avuç yem bulunup bulunamayacağını; uçaklarına, motorlarına kaç günlük benzin ve motorlu vasıtalarına kaç tane yedek lastik bulabileceğini kaygıyla düşünüyordu. Başlayan güne, birliklerine et, yağ, çay, şeker bulup bulamayacağını düşünerek kaygılar şüpheler içinde giriyordu. Telefonlarımız, hatta gecenin geç saatlerine kadar işliyordu. Hiç durmadan, şu validen, ertesi gün halka dağıtılacak hububat kalmadığını, şu ordu donatım veya yönetim makamından, hayvanların yemsiz, asker erzakının yetersiz, vasıtaların atıl hale geldiğini bildiren kaygılı haberler alıyorduk.
Halbuki henüz savaşa da girmiş değildik. Eğer bir de savaşa girersek?..
(Şevket Süreyya Aydemir, İkinci Adam, Cilt:2, s.203-204.)

  • Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır. 

8. Sınıf Biryay Yayınları İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Ders Kitabı Sayfa 201 Cevabı ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.

Sosyal Bilgiler Kitabı Cevapları
Bu içeriğe emoji ile tepki ver
0
0
0
0
0
0
0

Yorum Yap